TMMOB tarafından bilirkişiliğin ticarileştirilmesine karşı açılan davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Bilirkişilik Kanunun bazı hükümlerinin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu.
TMMOB tarafından, Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Daire Başkanlığının resmi internet sayfasında 23/08/2024 tarihinde yayımlanan “Özel Hukuk Tüzel Kişilerinin Bilirkişilik Hizmeti Vermesine İlişkin Usul ve Esaslar”ın iptali ile bu Usul ve Esasların dayanağı olan 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun bazı hükümlerinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması talebiyle Danıştay’da dava açılmıştı.
Dava dilekçesinde bilirkişilik hizmetinin bir kamu görevi olduğu, 6754 sayılı Yasa hükümlerinde özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik faaliyeti yapabilmesine olanak tanıyan düzenlemelerin yer aldığı, kamusal amaç ve hedefler taşımayan tüzel kişiliklerin kamusal nitelik taşıyan, faaliyeti üstlenenlerin kamu görevlisi sayıldığı bir alanda faaliyette bulunmasının bağımsızlık ve tarafsızlıkla bağdaşmayacağı, bilirkişiliğin ticarileştirilmesine neden olacağı, hiçbir sınırlama yapmaksızın özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik yapmasına izin verilmesinin sınırsız, belirsiz ve öngörülebilir olmayan düzenlemeler yapmak anlamına geldiği ifade edilmişti.
Bu nedenle de dava dilekçesinde hem “Özel Hukuk Tüzel Kişilerinin Bilirkişilik Hizmeti Vermesine İlişkin Usul ve Esaslar”ın iptali talebiyle dava açılmış hem de dayanağı olan 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununda özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik yapabilmesine ilişkin hükümlerin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi istenilmişti.
Yürütmenin durdurulması talebini de içeren davada Danıştay 10. Dairesince yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmişti. Karara karşı TMMOB tarafından itirazda bulunulması üzerine itirazı inceleyen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu usul ve esasların dayanağı Yasa düzenlemelerini Anayasa’ya aykırı görüp itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar verdi.
6754 sayılı Bilirkişilik Kanununda özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik yapmasına ilişkin düzenlemeler içeren 2., 6., 8. ve 10. maddelerinin ilgili kısımlarıyla ilgili Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu;
“Bilirkişilik Kanunu, bağımsız denetim şirketi, gayrimenkul değerleme şirketi gibi belirli alanlarda uzmanlaşmış özel hukuk tüzel kişilerinin, yani ticari şirketlerin bilirkişilik faaliyetinde bulunabilmelerini sağlamaktadır. Türü ne olursa olsun, bilirkişilik faaliyetinde bulunacak olan ticaret şirketi, Türk Ticaret Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, tacir olacaktır. Bu nedenle, bilirkişilik kurumunun kamu hizmeti karakteri, bilirkişinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri ile Anayasa Mahkemesinin bilirkişiliğin başlı başına bir meslek olmadığı (AYM, E.2017/20, K.2018/75, 05/07/2018, §38) yolundaki tespiti dikkate alındığında; kar elde etmek amacıyla kurulan ticari şirketin ortaklık yapısı, şirket türü, şirket bünyesinde çalışan bilirkişilerle şirket arasındaki işçi-işveren ilişkisi, bu şirketlerde merkez-şube ilişkisinin nasıl belirleneceği, ticaret şirketinin, belirli bir bölge kurulu bilirkişi listesinde yer alması kaydıyla, ülke genelinde bilirkişilik faaliyetinde bulunup bulunmayacağı, haksız rekabet, gerçeğe aykırı rapor düzenlenmesi, bilirkişinin hukuki sorumluluğu, münhasıran bilirkişilik faaliyetinde bulunmak üzere kurulan şirketler tarafından bilirkişiliğin bir mesleğe dönüştürülmesi ihtimalleri ile ilgili olarak, 6754 sayılı Kanun'da temel esaslara yer verilerek bir çerçeve çizilmediği, Kanun maddelerinin açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olma kriterlerini taşımadığı ve kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermediği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, özel hukuk tüzel kişisinden kastedilenin Kanun'da sınırları belirli bir şekilde kurala bağlanmamış olması, özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişilik faaliyetinde bulunmalarının bilirkişinin tarafsızlığı, bağımsızlığı, sır saklama yükümlülüğü, kamu görevlisi sayılması, dürüstlük kurallarına tabi olması, bilirkişiliğin bir meslek olmaması, bilirkişilerin nitelikleri, eğitimi, seçimi ve denetimine ilişkin usul ve esasların yargılama usulü kuralları arasında yer alması hususları birlikte değerlendirildiğinde; 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "veya özel hukuk tüzel kişisini" ibaresinin, 6. maddesinin 2. fıkrasının (ı) ve (i) bentlerinin, 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin, 10. maddesinin 2. fıkrasının, Anayasa’nın 2., 7. ve 142. maddelerine açıkça aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "veya özel hukuk tüzel kişisini" ibaresinin, 6. maddesinin 2. fıkrasının (ı) ve (i) bentlerinin, 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin, 10. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
Danıştay İdari Dava Daireleri kurulu tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması üzerine Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 152. maddesi gereği beş ay içerisinde başvuruyu görüşüp karara bağlayacak.
